Ömer, İstanbul’un arka sokaklarındaki sahaf dükkanında tozlu bir rafa uzandı. Elinde ağır, deri ciltli bir kitap vardı: .

📍 Bu hikayeyi belirli bir veya tarihi dönem üzerine yoğunlaştırarak detaylandırmamı ister misiniz?

Ömer, parmağını kelimesinin üzerinde gezdirdi. Eski Türkçe "könül" biçiminden geliyordu. Sadece bir organ değil, bir cevherdi. Orhun Yazıtları'ndaki vakur duruşu hissetti. Sonra gözü "Efendi" kelimesine çarptı. Rumca "authentēs" kökünden süzülmüştü.

Osmanlı’nın nezaket potasında eriyip "efendi" olmuştu.